Obezitenin Cerrahi Tedavi Yöntemleri   - Medar Hastaneleri

Obezitenin Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Obezitenin Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Obezitenin Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Günümüzün en büyük sağlık sorunlarından birisi obezite ve tip 2 diyabetin tetiklediği Metabolik Sendrom'dur. Metabolik Sendrom'la mücadele adına yapılan tüm çalışmalar ve bu çalışmalarla ilgili analizler, ne yazık ki hastalığın tedavisinde klasik tedavi yollarının yeterli oranda başarı sağlayamadıklarını göstermektedir. Tüm tedavi yöntemlerini ele aldığımızda, elde edilen bilimsel birikim obezite ve tip 2 diyabet tedavisindeki en effektif sonuçların cerrahi müdahalelerle alındığını göstermektedir. Bu yöntemlerin bir bölümü sadece obezitenin tedavisinde değil, tip 2 diyabet ve eşlik eden diğer hastalıkların tedavisinde de etkili ve kalıcı sonuçlar alındığını göstermektedir. Özellikle son 30 yılda obezite ve tip 2 diyabetin cerrahi tedavisi için geliştirilen birçok yöntem bulunmaktadır. Zaman içinde bu yöntemlerin bazıları terk edilirken, bir bölümü de etkili uzun dönem sonuçları sayesinde günümüzde de başarı ile uygulanmaya devam ediyor.

Her tedavi yönteminde olduğu gibi cerrahi müdahalelerin de avantajları ve dezavantajları vardır. Ayrıca cerrahi yöntemlerin kendi içlerinde birbirlerine karşı üstün ya da zayıf oldukları noktalar da bulunmaktadır. Bu yöntemlerden en sık uygulananları şu şekilde sıralayabiliriz.

1) Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) Ameliyatı

Tüp mide ameliyatı, midenin depo görevi gören geniş kısmının çıkarılması işlemidir. Böylece normalde 1.5-2 lt hacmi olan mide kabaca 50-150 ml hacminde ince bir tübe dönüştürülmesinden ibarettir. Bu teknikte bir seferde yenebilecek gıda miktarını azaltılır, ancak sindirim sisteminin doğal akışına herhangi bir müdahale yapılmamaktadır. Tüp mide ameliyatı laparoskopik yöntemle, yani karna 4 ya da 5 adet küçük kesi yapılarak gerçekleştirilir. Ameliyat ortalama 45-75 dakika sürer. Genelde hastanede yatış süresi 2 veya 3 gündür.

Tüp mide ameliyatının başlıca avantajları sindirim sisteminin doğal akışını değiştirmemesi, böylece daha az vitamin ve mineral eksikliğine yol açması, Dumping sendromunun görülmemesi, daha az reflü yakınmasına yol açması ve vücuda yabancı bir cisim yerleştirilmemesi olarak sayılabilir. Bunun yanında bir takım dezavantajları da mevcuttur. Bu dezavantajların en önemlileri reflü, uzun bir stapler hattının varlığı (stapler hattından kanama ve kaçak riski) ve yöntemin geri dönüşsüz bir metod olmasıdır. Tüp mide ameliyatının geri dönüşsüz olması, erken dönemdeki cerrahi risklerin atlatılmasından sonra hastanın günlük hayatına etkisi kabul edilebilir düzeylerde olmaktadır. Yani Sleeve gastrektominin yan etkileri gastrik bypass ve daha büyük ameliyatlara göre daha azdır.

 Tüp Mide Ameliyatı Nasıl Etki Gösterir?

İşlem sırasında midenin yaklaşık % 80’i çıkarılır ve ince bir tüp mide bırakılır. Böylece yenebilecek gıda miktarı ciddi şekilde azaltılır ve erken doyma hissi sağlanır. Bu, ameliyatın kısıtlayıcı etkisidir. Ancak tüp mide ameliyatında çıkarılan mide açlığı tetikleyen Ghrelin hormonunu üreten bölümdür. Bu bölümün çıkarılması iştahı uyaran hormonun kandaki miktarını azaltır ve genellikle iştahın azalmasına neden olur. Bu da, ameliyatın aynı zamanda metabolik ve hormonal etkilerinden sorumludur. Sindirim sisteminin doğal akışına müdahale edilmediğinden, tüp mide ameliyatından sonra sindirim ve emilim normal şekilde devam eder. Bu nedenle,daha az vitamin ve mineral eksikliği riski vardır.

Tüp Mide Ameliyatından Sonra Ne Kadar Kilo Verilir?

Obezite, sadece alınan kalori ve harcanan kalori arasındaki dengesizlikten ibaret olmayıp çok karmaşık bir problemdir. Obezitenin altında birçok hormonal mekanizma yatmaktadır. Sağlıklı bir beslenme sistemi ve egzersizle desteklendiğinde ameliyattan sonraki bir yada iki yıl içerisinde fazla kiloların % 60-80’inin verilmesi sağlanabilir. Ancak kurallara uyulmadığında ve eski kötü alışkanlıklara dönüldüğünde yeterince kilo verememe, hatta tekrar kilo alma riski de vardır.

2) Laparoskopik Gastrik Bypass Ameliyatı

Gastrik bypass ameliyatları obezite cerrahisinin en fazla sayıda uygulandığı ülke olan Amerika’da son 30 yıldır en sık uygulanan ameliyat türüdür. Yıllar içerisinde bypass tekniği de değişiklikler göstermiştir. Günümüzde, deneyimli bariatrik cerrahlar tarafından yapılmak koşuluyla sindirim sisteminin gastrik bypass ameliyatları yoluyla yeniden düzenlenmesi son derece etkili ve güvenilir bir prosedürdür. Uygun adaylar için cerrahinin kazanımları risklerini kat kat aşmaktadır.

Gastrik bypass hem hacim kısıtlayıcı, hem de emilim azaltıcı özellikler içeren kombine bir prosedürdür. Ameliyatın ilk bölümü, midenin üst kısmında yaklaşık 30-35 ml hacminde ufak bir kısmın staplerle kalan mide kısmından ayrılması ve küçük ve yeni bir mide poşu yaratılmasıdır. Bu sayede, çok küçük miktarda gıda ile doyma hissi sağlanır. Ameliyatın ikinci kısmı is ince barsakların bypass edilmesidir. Yani midenin kalan kısmı ile bir miktar ince barsak atlanır. Bu bölüm mide asidi, safra ve pankreas sıvıları gibi sindirimde rolü olan enzimleri iletme görevine devam eder. Oluşturulan yeni mide kısmı ise ortalama 150-200 cm aşağıdaki bir ince barsak segmentine ağızlaştırılır. Yani alınan gıdaların bir kısmı emilmeden atılmış olur.

Ameliyatın esas metabolik gücünü sağlayan ise farklı bir mekanizmadır. İnce barsakların son kısımlarından salgılanan ve inkretin denen bazı hormonlar, kan şekerinin dengelenmesini sağlayan insülinle paralel etkiye sahip olup, onu güçlendiren hormonlardır. Aynı zamanda tokluk hissi sağlayan ve iştahı azaltan hormonlar da yine bu bölgeden salgılanır.

Diğer obezite cerrahisi yöntemleri gibi gastrik bypass ameliyatlarını da laparoskopik yöntemle, yani karnınızı açmadan, sadece 4 adet milimetrik keşiden girerek gerçekleştiriyoruz. Ameliyat süresi ortalama 3-4 saattir. Elbette bu anatomiye ve daha önce geçirilmiş ameliyat öyküsüne göre değişebilir. Ortalama hastanede kalış süresi 3-4 gündür.

Gastrik bypass ameliyatı obezite mücadelenizde çok kuvvetli bir silahtır. Hastaların çoğu fazla kilolarının % 65-90’ını ilk yıl içinde verirler. Gastrik bypass ayrıca obeziteyle ilişkili yandaş hastalıkların tedavisinde de mükemmel sonuçlar sağlar. Bunların başında Tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, yüksek kolesterol ve asid reflüsü gelir. Tüm diğer ameliyatlarda olduğu gibi, burada da hastalar sağlıklı beslenme kuralları ve düzenli egzersiz gibi önerilerimize uymadıklarında kilo kaybı yavaşlayabilir ve hatta geri kilo alımı görülebilir.

Kalorilerin emilimi azalırken, bazı önemli besinlerin emilimi de azalır. İnce barsağın bypasslanan bölümü kalsiyum, folik asid, demir ve B vitaminlerinin emiliminden sorumludur. Ciddi sağlık sorunlarından korunmanız için bypass ameliyatlarından sonra vitamin ve mineral eksikliklerinden kaçınmalı ve size özel bir vitamin mineral takviye tedavisi almalısınız.